Cevher ve Araz

İnşaüd-Devair adlı eserindeki Cevher ve araz şeması ile ilgili İbn Arabi’nin diğer eserlerinden seçmeler:

1. Varlığın başlangıcı yoktur, bekasının sona ermesi mümkün değildir. O sırf varlıktır, sınırlanmaz. Kendi kendine vardır. Mekanlı bir cevher değildir ki O’nun adına bir mekan takdir edilebilsin; araz değildir ki bekası imkansız olsun; cisim değildir ki hakkında cihet ve yönde bulunmak düşünülebilsin. O, yönlerden ve boyutlardan münezzehtir. Dilerse kalplerle ve gözlerle görülür.
2. Allah her hazineden kendi başına var olan (cevher) veya bir hakikatte var olan (araz) veya bir hakikatte var olmayan şeyleri yaratmıştır.
3. Ana kategoriler cevher, araz, zaman mekandır. Diğer isimler ise bu isimlerin yardımcıları gibidir.

Cevher


1. Eşyanın cevherleri birbirlerine benzerken suret ve arazlar nedeniyle farklılaşırlar. Cevher ise tektir.
2. Bir şeyde, yani her varlığın cevherinde bulunan ise, Allah’ın her varlığı yerinde yarattığı nitelik, araz ve durumlardır. Bunlar, var olduktan sonraki -veya varlık halinde- ikinci anda veya durumda bizim nezdimizden yok olur.
3. Nitekim cevher, kendisine ilişen haller ve arazlar nedeniyle cevher olmaktan çıkmaz. Çünkü zuhur eden bu şey, batındaki anlamın hükmüdür ve onun sadece kendisine bakanın gözünde hükmü vardır.
4. Allah sürekli yaratan ve tüm cevheri sürekli koruyandır.
5. Cevherin bekası kendinden kaynaklanmaz. Onun bekası onda meydana gelen suretlerden kaynaklanır ve dolayısıyla cevher sürekli Allah’a muhtaçtır.

Araz


1. Arazın mekanları doldurması imkansızdır. Çünkü araz, var olduktan sonraki ikinci anda bulunduğu yerden kendisi nedeniyle ayrılamaz. Ayrılabilseydi, kendi başına var olabilir ve bir mahalle muhtaç kalmaz, kendisi yoksunluk ile (hiçlik) nitelendiği için zıddı veya bir fail onu yok etmezdi. Çünkü senin hiçlik yapmıştır demen akıllının söyleyeceği söz değildir.
2. Çünkü araz demek, baki olmayan şey demektir. Benim emrimle bana dönün! Bu nedenle akıl, arazın özü gereği yok olacağını söyler. Çünkü fail, yokluğu yapmaz. Yokluk, bir hükümdür, mevcut bir şey değildir. Arazlar bu nedenle var olduktan sonraki ikinci anda yok olur ve imkansız yokluğun otoritesine girerler.
3. Arazlar kalıcı değildir ve kendilerinin ortadan kalkmasıyla da hükümleri ortadan kalkar. Araz ortadan kalktığında daha önce de var olan ve kendisiyle nitelenmiş cevherin bir halle nitelenmesi gerekir.

Zaman


1. Bir şeyin zamanı onun mevcudiyetidir.
2. Şimdi olmasaydı geçmiş ve gelecek arasında bir ayrım da olmazdı. O yüzden şimdi, berzah gibi bir şeydir.
3. Zaman mazruf için zarf mesabesindedir.

Mekan


1. Hakikatte sadece mekan değişimi vardır.
2. Mekan, mekanı kabul etmez.
3. Mekan, kemal ehli için gerçekleşen yaygıdaki bir yerdir.

Hal


1. Hal kulda niteliklerin değişmesidir. Nitelik sağlamlaşıp direnç kazandığında artık makamdır.
2. Hal yok olan şey demektir. Bütün varlık haldir, herhangi bir işte kalıcılık yoktur.
3. Hal bir çaba ve uğraşı olmaksızın kalbe gelen şeydir.

Hareket


1. Dünyadaki hareket eden ve duran her şey kendi başına hareket edemez ve duramaz: Bu, bir hareket ettirici ve durdurucu tarafından gerçekleştirilir.
2. Öyleyse hareket eden, bir taşıyıcı nedeniyle hareket etmiştir.
3. Hareket eden her şey (meskun) mekanda değil, bir boşlukta hareket etmektedir.

İnfial


1. Çünkü insanın batınında ‘ol’ deme kuvveti vardır ve zahirinde bundan meydana gelen edilgenliktir (infial).
2. Bu sayede her şey, birisi yüksekte öteki aşağıda olmak veya birisi fiil öteki infial (edilgenlik) özelliğiyle nitelensin diye çift yaratılmıştır.
3. Bir şey ancak benzerinde fail olabilir. Bu, infialin (edilgenlik) önce bizzat failde gerçekleşmesi demektir. Böylece münfail (edilgen) olanın sureti failde ortaya çıkmıştır ve bu güç sayesinde münfail -her neyse- meydana gelmiştir.
4. Akıl ve duyu kendisini sınırlasa bile infiall özelliğindeki hayal kendisini serbest kılar.
5. Hiç kuşkusuz Allah’ın alemin yokluk halinde alemdeki varlıkları sevmiş olmasının yegane sebebi, onların edilgenlik (infial) mahalli olmalarıdır.

Konum


1. Bilmelisin ki, bize göre (tasavvuf) yolunda beka, fenadan daha üstün bir haldir. Çünkü fena, fani olan nezdinde, konum bakımından daha aşağıda olandan gerçekleşir. Beka ise, baki olanın nezdinde, her zaman daha üstte olanla gerçekleşir. Çünkü fena seni falan şeyden fani kılandır. Dolayısıyla fena sende güç ve otorite sahibidir. Beka ise senin Hakka mensup olman ve O’na izafe edilmendir. Burada ‘beka’ derken, Allah ehlinin terimleştirdiği şekilde bu yoldaki bekayı kast etmekteyim. Fena ise oluşa ve aleme mensubiyetindir, çünkü ‘şundan fani oldum’ dersin. Hakka mensubiyet daha üstündür. Öyleyse beka, nitelenme yönünden daha üstündür. Çünkü fena ve beka, birbirleriyle irtibatlı iki haldir. Binaenaleyh bu yolda sadece fani olan baki olabilirken ancak (ardından) baki kalan fani olabilir. Fena ile nitelenen kimse, ancak beka halinde olabilir. Beka ile nitelenen ise ancak fena halinde olabilir.

İzafet


1. İlahi isimler, tek hakikate dönen nispet ve izafetlerdir.
2. Sıfatlar, nispetler ve izafetlerdir, onlar ise var olmayan durumlardır.
3. Nefs tek olsa bile, hiç kuşkusuz, ilişki ve nispetlerin farklılaşması nedeniyle izafetleri değişir.

Nicelik


1. Bilmelisin ki, sayılar niceliklerin azlık ve çokluğunu bildirir. Sayının kendisi de bir niceliktir.
2. Nicelikteki büyüklük duyuyla bilinir.
3. Gaybte şeylerin nicelikleri yoktur, çünkü nicelik sınırlanmayı gerektirir.
4. Nicelik mevcut veya mevhum (bir şeyi) ölçmek ve takdir etmek demektir.
5. Burada tenzihi olumsuzlayarak sınırdan ve teşbihi olumsuzlayarak da nicelikten uzaklaşır.

Kübistik 1+3+6 Analizi

Kübistik 1+3+6 Analizi

1: Cevher
3: Araz, Zaman, Mekan
6: Hal, Hareket, İnfial, Konum, İzafet, Nicelik

Üçgen 1+3+6 Sentezi
Üçgen 1+3+6 Sentezi

Related posts