sır-A-sır

Kendi cevherini keşfedemeyenler,
Başkalarının arazlarıyla meşgul olur.

Epistemoloji ve Ontoloji

Sır, bilgi, inanç ve mucizenin dördüncüsüdür. İlim maluma tabidir bakış açısıyla oluşturulan bilinen/bilinmeyen ve görünen/görünmeyen kartezyeni, merkezinde hem kabiliyet hem de izafiyet anlamıyla görebilme’yi bulundurur. Bu kartezyende bilinen ve görünen bilgi, bilinen ve görünmeyen inanç, bilinmeyen ve görünen mucize, bilinmeyen ve görünmeyen ise sır olur. Tersten perspektifle eşyaya ait epistemolojimiz bilinip göründüğünde bilgi, bilinip görünmediğinde inanç, bilinmeyip göründüğünde mucize, bilinmeyip görünmediğindeyse sır olur.

Epistemolojik bilme ve ontolojik görme göre-bilme’de buluşurlar.

Sırrın ne?
Kendimi tutarım.

Sırla diyalog

Diğer taraftan sır, tıpkı çanak ve çömlekte sızdırmazlığı sağlayan saydam/şeffaf kaplama malzemesidir. Aynı şekilde aynada da sır, ışığı sızdırmazlık işlevi görür. Suyun ayna işlevini görmesini sağlayan sır ise dibiyle yüzeyini bir olmasından kaynaklanır. Bu yönüyle sular dibiyle yüzeyi uzak olduğunda derin, yakın olduğunda ise sığ olarak sıfatlanırlar. Bu yönüyle insanlar üçlü sıfatlanır: Sığ, derin ve ayna. “Sırrı olmayanın sırrı olmaz” düsturunca bir insanın ayna olabilmesi için sırlanması, sırrı olması gereklidir. Ayna olduktan sonraki gaye “Maksat kırmamak değil kırılmamaktır.” Işık başkalarından vekaleten ödünç alınabilir fakat ayna olmak vekaleten ödünç alınamaz, asaleten kişinin kendi kazanımıdır: “Arif, kendisini ayna olmaksızın kendisi nedeniyle bilen kimsedir.

Maksat kırmamak değil kırılmamak
Maksat kırmamak değil kırılmamak

Taşıyan bilemez, bilen taşıyamaz

Cihân ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler,
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.

Hayali

Çocuk babanın sırrı

Çocuğun babayla olan ilişkisi dikey/batını/görünmeyen kan bağı, anneyle olan ilişkisi ise yatay/zahiri/görünen göbek bağıdır.

Sır tekin değil

Sır tekin olmadığından bir’e aittir, tek’in değildir. Sır-A ve A-sır, sırrın A olduğunu, bunun da B’nin altındaki nokta olduğunu söyler. Yaratılış her an aynıyla-farklı ve farkıyla-aynı an-Be-an tekrar eder. “Birden bir çıkmaz, üçten bir çıkar” ilkesince ber-A-ber olurlar.

İlk cömert Ba gibidir:
Emir verdiğinde, direnmiştir.
Yasağı ille ih­lal eden, yasak koyan kendi sınırda durmayandır.
Uzlaşmada ayrılık ve muhalefet adettir.
Seven ile buğzedenin kim olduğu bilinsin diye zıddı izhar etmiştir.

İbn Arabi

A sır B sırlı

Allah’ın bütün sırları semavî kitaplardadır. Semavî kitaplarda olanların hepsi Kur’ân’dadır. Kur’ân’da olanların hepsi Fatiha’dadır. Fatiha’da olanların hepsi Besmelede’dir. Besmele’de olanların hepsi “ب”nin altındaki noktadadır.

Surelerin nüzul ve uruç sıraları
Surelerin nüzul ve uruç sıraları

“sır-A-sır” üzerine bir yorum

Yorum yapın