Strateji Siyaseti vs Siyaset Stratejisi

Strateji siyaseti ve siyaset stratejisi aynı yolun karşılıklı yönleridir. Siyaset stratejisine yönelmek genel uygulamadır. Bu yüzden eksik yön olan strateji siyaseti bu yazının konusu olacaktır. Siyasette yapılan stratejik ve stratejide yapılan siyasi hatalar tıpkı trafikte olduğu gibi genellikle karşı yön ile ilgilidir. Sadece kendi yönünüze odaklanmak eksik ve yetersizdir. Ayrıca kendi önünüzde/yönünüzdekileri kaza/hata yapmadan geçebilmeniz de karşı yöndekilere bağlıdır. Strateji mi siyaseti yoksa siyaset mi stratejiyi takip eder/belirler sorusunun cevabı, her ikisinin de bir üçüncü olan belirleyici akış üzerinden birbirlerini takip etmesi olacaktır.

Ortadoğu | Sufiyane MBA
Mediterra

Küresel ve yerel kavramları, bölgeselliği gizleyerek —Think global, act local— (Küresel düşün, yerel hareket et) mottosuyla uzunca bir süredir ortadoğuya empoze edildi. Farkında olmayan ülkelere hala da edilmeye devam ediyor. Halbuki “iki şey bir üçüncü olmadan birbiriyle etkileşemez” ilkesince küresel ve yerel olgular birbirleriyle —bölgesel— unsur olmadan etkileşemez. Sadece küresel düşünüp yerel davranarak sınırlarınızı koruyamazsınız. Strateji siyaseti yaklaşımına göre sınırlarınızı korumak, sınır ötesinde gerçekleşir, sınırda değil. Sınırları sınırda korumaya çalıştığınızda dışardan içeriye sızma kaçınılmazınız olur.

Küresel düşün fakat yerel hareket et sloganı, içinde bölgeselliği barındırmadığı için eksiktir, gizlediği için de görünmeyen arka planı, gizli ajandası mevcuttur. Ayrıca sloganda kullanılan —act— fiili vekaleten eylemi belirtir. Dolayısıyla —act— eylemi olan bir yerde yerelin vekaleten olması kaçınılmazdır. Tıpkı —actor— tarafından yapılan eylemlerin senaryoyla sınırlandırılması gibi.

Stratejik Bölgesel Davranış
Stratejik Bölgesel Davranış

Serbest ve Özgür ile Hür

Strateji siyaseti düşüncesi gündelik kullanımda birbirleri yerine kullanılan serbest, özgür ve hür kavramlarındaki farkın farkındalığına vurgu yapar. Serbest kelimesi ser (baş) ve best (bağ) kelimelerinden oluştuğundan başı-bağlı anlamındadır. Başı-bağlı serbest ve özü gür olan özgür birbirleriyle karşılıklıdır. İlişkiyi sağlayan aradaki üçüncü ise hür kavramıdır. Hür olabilmek için başı-bağlı ve özü-gür olmak şarttır. Küresel başı-bağlı serbestlik, yerel özü-gür olan özgürlük ile birleştiğinde ancak hür olunabilir/kalınabilir.

Sonuç olarak sadece küresel olalım ama yerel davranalım, bölgeyle ne işimiz var yaklaşımları, sınırlarımızı koruyamaya engel zafiyete sahip yaklaşımlardır. Dolayısıyla yerel tedbir ve küresel takdir ile bölgesel temkin yaklaşımı çok daha sağlıklıdır.

Kare ve Daire ile Üçgen

Be global,
BeHave regional,
Have local.

Küresel ol,
Bölgesel davran ki,
Yerele sahip çıkasın.

Strateji Siyaseti Ölçeği II
Teorik Akıl ve Pratik Fikir

Kadim evren anlayışı üçlü yapıdadır: Ay-altı, Ay ve Ay-üstü. Ay-altı kare ile, Ay üçgen ile, Ay-üstü ise daire ile temsil edilir. Bu yaklaşıma göre küresellik Ay-üstü külli iradeye, yerellik Ay-altı yerel cüzi iradeye ve bölgesellik ise ihtiyari Ay’a karşılık gelir. İrade isteğe bağlı fakat ihtiyar tercihe bağlıdır. Külli iradenin bittiği yerde cüzi irade, cüzi iradenin bittiği yerde ise külli irade devreye girer. Aynı şekilde küresel iradenin bittiği yerde yerel iradenin, yerel iradenin bittiği yerde ise küresel iradenin devreye girmesi gibi.

Kuvvet ve güç kullanımı zaman ve mekan kullanımıyla alakalıdır. Her ikisinin ortak paydası ise iş yapmaktadır. Aralarındaki fark, kuvvet kullanımının mekanla, güç kullanımının ise zamanla iş yapmasıdır. “Taşı delen suyun gücü değil sürekliliğidir” ifadesinde taşı aşındıran suyun damlalarının zamanla iş yapması demek olan sürekliliğidir. Dolayısıyla suyun aşındırmasına neden olan kuvvet kullanması değil zamanla ısrarlı ilgili güç kullanmasıdır.

İş yaparken kuvvet kendi direncini yaratır fakat güç herhangi bir dirençle karşılaşmaz. Aynı şekilde küresel güçler de direkt dirençle karşılaşmamak için çoğu durumda kendi kuvvetlerini kullanmazlar. Vekalet savaşları bu uygulamadan kaynaklanır.

İlkeler

Düşünce eyleme
direkt/dolayımsız geçemez.
Davranış gereklidir.

Küresel ve yerel unsurlar
direkt/dolayımsız birbirleriyle ilişkiye giremez.
Bölgesel gereklidir.

Teoriden pratiğe
direkt/dolayımsız geçilemez.
Strateji gereklidir.

Aidiyet (member-ship) ve sahibiyet (owner-ship) ilişkisi
bir üçüncü olmadan kurulamaz.
Teslimiyet (ship) gereklidir.

Dairenin merkezi
çembere direkt/dolayımsız ilişemez.
Yarıçap gereklidir.

Yerel tedbirler
küresel takdire karşı salt yetersizdir.
Bölgesel Temkin gereklidir.

Olmak (to Be)
sahip olmaya (to Have)
direkt/dolayımsız erişemez.
Davranış (to BeHave) gereklidir.

“Strateji Siyaseti vs Siyaset Stratejisi” üzerine 4 yorum

  1. EKLEM vs KAYNAK

    Stratejinin kendi stratejisi eklem oluşturmak,
    amacı eklem olmak;
    politikanın kendi politikası kaynak oluşturmak,
    amacı ise kaynak olmaktır.

    Strateji, teori ile pratiği birbirine bağlayarak birbirlerine geçişi sağlar. O yüzden teori ile pratik arasındaki fark teoride değil de sadece pratikte oluşur. Pratiksiz teori ve teorisiz pratik eksiktir. Batı teori ertesi pratik yaparken, doğu tercihini pratik ertesi teoriden yana kullanır. O yüzden plan ve hazırlık yapmak coğrafyamızda yaygın değildir.

    Siyasete gelirsek kaynak yönetimi beraberinde kaynak olmayı getirir. Dolayısıyla siyasetçiler kaynak olma eğilimindedir. Bunun nedeni ise “kaynak sıraya girmez” ilkesidir. Böylelikle siyasetçiler sıraya girmez.

    İnsana bakış açısından doğuyla batı arasındaki farka gelirsek, doğuda insan kaynak (İnsan Kaynakları), batıda ise özkaynaktır (Human ReSources). Kaynakla özkaynak arasındaki fark, kaynağın sıraya girmemesi, özkaynağın ise sıraya birinci olarak girmesidir.

  2. NEWS : HABERLER

    Siyaset stratejisi araç olarak pusulayı, strateji siyaseti ise rüzgar gülünü kullanır. Genel eğilim pusula kullanmaktan yanadır. Aralarındaki fark, pusulanın gidilen yönü, rüzgar gülünün ise gelinen yönü göstermesidir. Sadece birini kullanmak eksiktir.

    Rüzgar güllerinde sembol olarak horozun kullanılması tavuk ve yumurta paradoksunun çözümüne işaret eder. Fasid dairevi olarak yumurta tavuktan ve tavuk yumurtadan çıkar. Problemdeki eksik tanımlama, her tavuktan yumurta çıkmayacağı gibi, her yumurtadan da tavuk çıkmayacağıdır. Tavuk ve yumurta arasındaki ilişki hem çift yönlü hem de seçici geçirgendir. Tıpkı siyaset ve strateji arasında olduğu gibi.

    Haberler gibi siyasi anketler de pusula ve rüzgar gülü kullanır. Sonuçları tahmin etmelerindeki başarıları pusula ve rüzgar gülünün gösterdikleri yönleri eşleştirmelerine bağlıdır. Sadece biriyle yapılan tahminler eksik ve tutarsızdır.

    İngilizcede haberler sözcüğü yine aynı dildeki ana yönlerin baş harflerinden oluşur. Böylelikle pusula haberlerin gideceği yeri gösterirken, rüzgar gülü de geldiği yeri gösterir. Haberlerin de tıpkı rüzgarlar gibi geldikleri yön bellidir fakat nereye gidecekleri belli olmaz. Aynı şekilde zahiren tavuk ve yumurtalar belliyken, batıni horoz her zaman görünmeyen olarak kalır.

  3. RÜZGARA KARŞI

    Pusula ve rüzgar gülü rüzgara karşı yapılan yolculukta çakışırlar. Gelinen yön ve gidilen yön aynıdır. Yelkenli için konuşursak yapılacak hareket zig-zag çizerek hedefe yönelmektir.

    Rüzgara karşı yelkenli seyahati üçgen profilli yelkenlerinin bulunmasıyla mümkün olmuştur. Latin yelkeni denen bu ilk örneklerle rüzgara karşı yelken açılabilmiştir. Standart dörtgen yelken ile seyahat edebilmek için rüzgarın arkadan alınması/gidilecek yöne olması gerekiyordu. Aynı şekilde uçakların ses üstü hızlarda seyirleri de delta/üçgen kanat profiliyle mümkün olmuştur. Ses altı hızlarda seyreden uçaklar dörtgen kanat profili, ses üstü hızlarda ise delta/üçgen kanat profili kullanırlar.

    Konuyla ilgili diğer bir ilke de gerek havada gerekse suda, başladığı yere geri dönecek şekilde hareket eden her şeyin, hareket ettiği ortam olan sudan ve havadan daha ağır olması gerektiğidir. Ortamdan daha hafif olan cisimler doğrusal hareket yaparak başladıkları yere geri dönemezler.

    Göklere, yerküreye ve dağlara teklif edilip onların korkarak yüklenmek istedikleri emaneti insanın yüklenmesindeki bu bilgisizlikten kurtulması; her şey başladığı yere/aslına döneceği için bulunduğu ortamda dairesel bir yolculuk yaparak başladığı yere, tekrar geri döneceği bilincine varması olacaktır.

  4. ELEK-ALTI vs KALBUR-ÜSTÜ

    Siyasi rejimde seçim elek işlevi görür. Kalburun üstü, eleğin ise altı makbuldur. Seçimler sonucunda kalburun üstündekiler seçilerek cumhur, seçenler ise eleğin altında halk olurlar. Dolayısıyla cumhur, halk demek değildir, seçilmiş azınlıktır. Halk ise seçen çoğunluktur. Cumhuriyet çoğunluk halkın kendisini direkt olarak kendi-kendi değil, dolayımlı-indirgenmişlik olarak azınlık olan cumhur’un yönetmesidir.

    Yönetim üç ana işleve sahiptir: itme ve çekme ile tutma. İtme idarecilik, çekme liderlik, tutma ise yöneticilik vasfını gerektirir. Dolayısıyla bir şeyin kendi-kendini direkt-dolayımsız olarak yönetmesi mümkün değildir. Bu anlamda cumhuriyet de halkın kendi kendini yönetmesi değildir. Çünkü hiçbir şey kendi-kendini itemez veya çekemez. Muhakkak dışardan bir itme veya çekme gereklidir.

    Diğer bir konu ise seçimde seçilecek adayların yine halk tarafından değil de cumhur-aday’ları tarafından tayin edilmesidir. Böylelikle seçimlerde halk iradesine bağlı olarak istediğini değil de ihtiyarına bağlı olarak kendisine sunulan tercihlerden bir seçim yapmak, seçilenleri seçmek zorundadır. Tercihler halk’a ait değilse seçim de halk’a ait olamaz.

    Seçimlerin ana özelliği sıraya sokmasıdır. Seçimler sonucu kalburun üstünde kalan cumhur kaynak olarak tayin edilir ve kaynak sıraya girmeyeceğinden seçim ertesinde artık sıraya girmezler. Herhangi bir sıra durumunda kaynak oldukları için sıraya kaynak olarak girerler. Böylelikle işlevleri olarak yapmaları gereken kaynak yönetimi ve kaynak olma birbirine kaynar.

    İngilizcede -age son-eki oluşturduğu anlamın işlevini zamanla ön-eki haline getirir. Stokholm-sendromu olarak bilinir. Rehinenin (host-age) zamanla psikolojik olarak taraf değiştirerek rehine alan (host) tarafına geçmesine vurgu yapar. Aynı şekilde kaynak yönetiminin (man-age) de zamanla psikolojik olarak kaynağı yönetenin kendisinin kaynak olmasıyla neticelenmesine yol açar. Sadece siyasette değil yönetimin olduğu her yerde bu sendrom geçerlidir.

Yorum yapın